17 Nisan 2017 Pazartesi

16 NİSAN ANAYASA REFERONDUMU

16 NİSAN ANAYASA REFERONDUMU

Anayasa referandumu yapılarak % 51 oyla kabul edildi. Milletimize hayırlı uğurlu olsun. Ülkemiz için yeni bir yönetim biçimi olan Cumhurbaşkanlığı sistemi başlamış olacaktır.

Güreşte bir nakarat vardır:
Pehlivan pehlivan…
Alta düştüm diye yerinme
Üste çıktım diye sevinme
Üste çıkarsan apış, alta düşersen yapış
Bu meydan er meydanıdır
Er olan çıksın meydana
Hz Hamza’dır piriniz, yıkılıp yıkmaktır arınız.
Elbet yıkacaktır biriniz
Allah Allah İllallah, Muhammed ün Resulullah

Her seçimde birileri kazanacak, birileri kaybedecektir. Seçimde bir er meydanıdır. Her kez kazanmak, kazanacak kişinin yanında yer almak ister.

Seçim bitmiştir. Gün iş yapma zamanıdır. Tüm milletin yan tana durma zamanıdır. Bulunduğumuz coğrafya sorun yumağına dönüşmüştür. Bir an önce sorunları çözmek, bunun için politika üretmek zorundayız.

Yönetenler yönelttiği halk için baba şefkati ile bağışlayıcı olmalı, insanımızla kucaklaşmalı, kimseyi ötekileştirmeden yolumuza devam etmeliyiz.

Her hatanın kazası yoktur. Ona göre üç kere düşünüp bir kere karar vermeli, minimum hata ile icraatları sürdürmeliyiz.

Artık kaybedecek zamanımız ’da yoktur. Dedim dedi ile vakit kaybedemeyiz. Dost, müttefik bildiklerimiz düşman, arkadaş bildiklerimiz yılan olmuştur.
Dünya beşten büyüktür ama dünya bu beşin oyuncağı olmuştur. Bu gün başka, yarın başka konuşmaktadırlar.

Ülkemizi ilgilendiren, odağında olduğumuz konuda  komşu bir ülkenin yöneticisi“ Siz bu konular ile uğraşmayın. Ülkemizden gelecek turistleri iyi ağırlayın. Bize göndereceğiniz gıda ürünlerinin sağlıklı olasını temin edin. ” Diyerek adeta bizimle dalga geçmektedirler.

Uğraşmamız, düşünmemiz gereken konular çok ve girifttir. Biz iç politika ile uğraşırken, sınırlarımızdaki ve ege adalarındaki oldu bit tilere göz yumamayız.

Particiliği, hizipçiliği bir tarafa bırakarak el birlikte ülkemizi kalkındırmanın yollarını arayalım. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan devlet malını çarçur ettirmeyelim. Çimentoya taşa para harcamayı bırakıp, istihdam sağlayacak alanlara yatırım yapalım.

 “ İngilizlerin ezeli ve ebedi dostları düşmanları yoktur. İngilizlerin ezeli ve ebedi menfaatleri vardır.” Deyiminde olduğu gibi, hamasi dış politika konuşmalarını bırakarak, az konuşulan ama iş yapılan dış politikaya dönelim.

At sahibinin altında kişner. Her yönetim, iyi yöneticisi ile başarılı olur. Cumhurbaşkanlığı sistemi de devlet ve milletin hayrı için olursa başarılı olur. Olumsuzluklar ile yönetilecek olursa bu günleri arar oluruz.

Görünen odur ki, bu yönetim dualı ağızların duasını almış, başarıya ulaşmıştır. Dua alabilmek içinde –“ Adaletle hükmetmeyi, halkı karşımıza almamayı,  kul hakkı yememeyi sağlamalıyız.”  Bunu başardığımız takdirde dâhili ve harici hiçbir güç bizi yıkamayacaktır. 

Yapılan referandum vatanımıza ve milletimize hayırlı olsun.

Mustafa Yolcu
17.04.2017 






13 Nisan 2017 Perşembe

ÖNEMLİ UYARI

ÖNEMLİ UYARI
16.Nisan pazar günü yapılacak anayasa oylaması ile ilgili asparagas haberler dolaşıyor.
Referandumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi çok önemli. Bunun için bütün vatandaşlara düşen görevler var.
Ülkemizin geleceği için hiç bir kuşkuya mahal kalmadan referandumun yapılıp, oyların sağlıklı bir şekilde sayılarak tutanağa bağlanması, oy torbalarının merkeze ulaşması gerekir.
İlk etapta yapılacak iş, oylar sayılırken herkesin sandığına sahip çıkması ve oy sayımından sonra düzenlenen tutanağın
 fotoğrafını çekerek, merkezde yapılan tutanak birleştirmeleri sonuçlarında fotoğraftaki tespitleri ile karşılaştırma yapmasında yarar var.
Bu yapılarak, herkes kendi sandığının sonuçlarına sahip çıkarsa, bütün söylentilerin boşa çıkarılması sağlanır.
Lütfen oy sandığına sahip çıkalım. Geleceğimize sahip çıkalım.
SONRA AH VAH ETMENİN FAYDASI OLMAYACAKTIR.

30 Mart 2017 Perşembe

İŞÇİLİKTEN İŞ ADAMLIĞINA

İŞCİLİKTEN İŞ ADAMLIĞINA


Çorum- İskilip’in bir köyünde doğdum. Babam hayvan besler, bağ bahçe işinde çalışırdı. 

İlkokulu köyümüzde okudum. 3. Sınıfta iken annemi kaybettim. Ev işimizi benden iki yaş büyük olan, kız kardeşim yapıyordu.

İskilip’te bulunan akrabamızın aracılığı ile kız kardeşim, çocuğu olmayan hâkimin evine evlatlık olarak verildi.

Bende gücüm yettiği kadar babama yardım ediyor, çoğunlukla ’da köyün sığırlarını yaylıma götürüyor, çobanlık ediyordum. 

Çobanlık yaptığımız sığırların sahipleri, bize aylık para veriyor, bazıları’ da evimizin gıda ihtiyacını karşılıyordu. Köyümüzde zengin birisi vardı. Bu kişi hayvanlarını güttüğüm için bana para ödemiyor, benim sığırlarımı güdeceksiniz diyordu. Emeğimin karşılığını alamadığım için, bu duruma çok üzülüyordum. Yapacak bir şeyimizde yoktu. 

İlkokul bitince babamı zorla razı ederek, İskilip’te ortaokula yazıldım. O zamanlar okulun, yatılı pansiyonu vardı. Köyden gelen talebeler çoğunlukla bu pansiyonda kalıp, ihtiyaçlarını çarşıdan karşılıyordu.

Okul Müdürü benim gibi ihtiyaç sahibi olanlara, anlaşma yaptığı Tuzcuoğlu’nun lokantasından yemek veriyordu. Lokanta ’da sabahları çorba,  öğle akşam yemeği olarak ta makarna, bulgur pilavı, nadiren pirinç pilavı, kapuska, ıspanak,  pırasa, kuru fasulye, nohut gibi yemekler yapılıyordu. Öğle akşam aynı yemekleri yiyerek bıkıyorduk.

Bir gün lokanta’ da yemek yerken arkadaşım “ Yırtma olsa’ da yesek” dedi. Bu konuşmayı duyan lokanta sahibi ” Gidin evinize ananız yırtma yapsın. Bizden bu kadar.” Diye azarladı. Sesimizi çıkaramıyorduk. Ne bulursak, onu yemek zorunda idik.

Hafta sonları bazen kız kardeşimin evine gidip, orada severek yemek yiyor bu arada kardeşimle ’de özlem gideriyordum.

Ortaokul ’da ilk sene sınıfta kaldım. İkinci sene okul ’da yarı dönem daha okuyunca, okuyamayacağımı anladım. Babama okulu bırakarak, Ankara’ya gidip çalışmak istediğimi söyledim.  Babam köyde kalmamı, çobanlık yaparak bağ bahçe işleri ile uğraşmamı söyledi.

Babam Ankara’ya gitme isteğimi, İskilip’te bir esnafa anlatmış. Esnafta Ankara’ya gitmemin uygun olacağını, Sitelerde tanıdığı bir mobilyacıya mektup yazıp gönderebileceğini söylemiş. Babam ’da bu teklifi kabul etmiş.

Okuldan ayrılıp, Ankara’daki mobilyacıya yazılmış mektup ve eski bir tahta bavul ile yorganı yanıma alarak Ankara’daki mobilyacının yanına gittim. Burası mobilya imalathanesi idi. Mobilyacı mektubu okuduktan sonra “ burada çalışır mısın?” dedi. Bende evet dedim. Bir süre dükkânın, uygun bir yerinde yatıp kalktım. Daha sonra üç arkadaş, iki odalı gecekondu kiralayarak burada kalmaya başladık.

İşime dört elle sarıldım. Gece gündüz demeden, işimiz olduğu sürece çalıştım. Bu çalışma azmim bana çok şey kazandırdı. Askere gidinceye kadar aynı işyerinde çalıştım.

 Askerde, ortaokuldan ayrıldığım için beni yazıcı yaptılar. Önceki yazıcı terhis olmadan, beni yetiştirdi. Daktilo yazmayı öğretti. İki parmak daktilo yazıyordum. Askerde de işimi aksatmadan yapmaya çalıştım. Komutanım benim çalışmamı sevmişti. Bana her konuda itimat ediyordu. Komutanın evine gidip, mobilyalarını tamir ettim.

Askerliğimin bitmesine yakın babama mektup yazıp, askerden sonra ’da Ankara’da çalışma hayatıma devam edeceğimi bildirdim.  Teskeremi alınca İskilip’e giderek üç gün kaldım. Babam İskilip’te kalmamı istedi, kabul etmedim.

Ankara’ya dönerek, eski işyerimde iki sene daha çalıştım. İşyeri sahibine “ Kendi işimi kurmak istediğimi, bana yardımcı olmasını.” Söyledim.  Durumuma uygun bir dükkân buldum. Kendi iş yerimde çalışmaya başlayınca, eski patronum bana alet edevat verdi ve bana iş gönderdi. Daha sonra dışarıdan ’da iş bulmaya, kendi mobilya malzemelerini ’de almaya başladım.

Bu arada köyümüzden bir kızla evlendim. Mutlu bir evliliğimiz oldu.  Eşim ben işe gidince, bana evi düşündürmedi. Çocuklarımı ’da çok iyi yetiştirdi.

İşlerim yoluna girince mobilya imalatını bırakarak, mobilya satış mağazası açtım. Mağaza ’da kiracı iken,  kendi mağazamı satın aldım. Şimdi iki ayrı mağaza ile 20- 25 çalışanımız var. Biz çalışıp gayret edince, Allah rızkımızı verdi.

Çocuklarım ’da işe dört elle sarıldılar. Yurt dışından model getirtip, üzerinde çalışarak kendi modelimizi üretip mobilya imalatı yapıyoruz. Ben kuru yere ocak açtım. Kimsenin hakkını yemedim. Allah’ta emeğimizi zayi etmedi. Bu günlere gelmeyi nasip etti.

Gücüm yettiği kadar ’da hayır hasenatımı yapmaya çalışıyorum. Ben adımın duyurulmasını istemedim ama ısrarın üzerine bu sohbeti yaptık.

İşçilikten İş Adamlığına. Bir hemşerimizin hayat hikâyesidir.

MUSTAFA YOLCU
30.03.2017


21 Mart 2017 Salı

Ulus Hali

Ulus Hali

Ankara'da Ulus halinin içindeki baharat cıdan alış veriş yapıp ayrılmıştım.
Eve geldiğim de, aldığım baharattan bir tanesini dükkanda unuttuğumun farkına vardım. 
Önce üzüldüm. Bir kaç kezde pazarda unuttuğum sebzeyi almak için pazara döndüğümde, unutulan sebzenin olmadığını söylemişlerdi.
Sırf denemek için, 20 gün sonra Ulus haline giderek, alış veriş yaptığım baharatçıya gittim.
Dükkanlarından alış veriş yaptığımı, aldığım bir baharatı burada unuttuğumu sandığımı belirttim.
Dediler ki-" Müşteri aldığı malı bura'da unutursa, gününü saatini defterlerine yazarak not aldıklarını, müşteri unuttuğu malı sormak için geldiğinde defterden kontrol ederek kayıtlarında varsa malı iade ettiklerini ." bildirdiler. 
Defterlerinden kontrollerini yaparak geldiler ve benim aldığım malın kaydının bulunduğunu söyleyerek malın iadesini yaptılar.
Bu durum çok hoşuma gitti. Bana sürpriz olmuştu. 
 Dükkan sahibine giderek kendilerini kutladım ve yaptıklarının örnek bir davranış olduğunu, bunu sosyal medya da paylaşacağımı bildirdim.
Demek ki yaşadığımız toplumda, hep kötü şeyler olmuyor. 
İyi şeyler de oluyormuş.

19 Mart 2017 Pazar

İSKİLİP

İskilip 


Kanaraya Geldiğinde
Kalesini Gördüğünde
Düz Kayanın Eteğinde
İskilip’im Var Benim.
X
Bir Yanda Meydan Çayı
Öbür Yanda Akçayı
Yazın Yapar Salçayı
İskilip’im Var Benim.
X
Elma’ya Alma Derler
Ayva’ya Hayva Derler
Dolmayı Çok Severler
İskilip’im Var Benim
X
Ramazanda Keşkeği
Güzelim Su Böreği
Nefis Tepsi Çöreği
İskilip’im Var Benim.
X
Büyüğe Saygı Tamdır
Dürüste Rağbet Vardır
Düğün Vakti Sonbahardır
İskilip’im Var Benim.
X
İskilip’li Atıf Hocam
Ebussuud Şeyhülislam
Nice Büyük Evliyam
İskilip’im Var Benim.
X
İskilip’im Senden Ayrı
Duramam Yeter Gayrı
Aha Elekci Bayırı
İskilip’im Var Benim.
Mustafa Yolcu

16 Mart 2017 Perşembe

HACI FAİK EFENDİ

HACI FAİK EFENDİ – 24.05.2011

Şiranlı Mustafa Efendi; İskilip’in sesi internet sitesinde, hayatı Hamdi Ertekin hocamızca kaleme alınan, İskilipli büyük âlimlerden dir. Yurt çapında kendisine bağlı tarikat ehli insanlar bulunmaktadır.

Hacı Faik Efendi, Şiranlı Mustafa Efendinin oğlu, Abidin Şiranlının babasıdır. Evleri Hanönü camisinin yanında, Bizim evin bitişiğinde idi.

Hacı Faik Efendi, gayet mütevazı bir hayatı olan, sorulana cevap veren, İskilip ve Çorumda evi bulunan büyüğümüzdür. Evine gelen misafirleri ile sohbet eder, nasihat ta bulunurmuş. Evine gelen hanımlar da bulunduğu odanın yanındaki odada oturur, sohbeti dinlerlermiş. Evlerinde semaver takımı vardı. Gelen misafir sayısına göre büyüklükteki semaverle çay yapılır, misafirlere ikram edilirmiş.

Mahallemizde bulunan Süleyman emmi, oğlunu küçükken hafızlığa göndererek, hafız olarak yetiştirmiş. Gün gelmiş, Süleyman emminin oğlu saçlarını uzatıp, namazını kılmaz, kuran okumaz biri olmuş.

Süleyman emmi bu duruma çok üzülüyormuş. Hacı Faik Efendiye giderek- “ Faik Efendi, bizim bu çocuğun hali ne olacak.” Demiş. Faik Efendide “ Süleyman efendi su mecrasına akar. Sabredin, o kendi yerini bulacaktır.” Demiş.

Bunun üzerine Süleyman emmioğlunun, normal bir yaşantı içine girmesini sabırsızlıkla beklemiş. Hacı Faik Efendi beş vakit namazını da Hanönü camisin de kılarmış. Süleyman emmi ikindi namazını kılıp camiden çıkarken, Faik Efendiyi görünce içinden “ Faik efendi de bizim oğlanın durumunu bilemedi. “ diye geçirmiş.

Camiden çıkıp köprüye doğru yürürken; cami duvarındaki çeşmeden, oğluna benzeyen birinin abdest aldığını görmüş. Hem yürüyor, hem de ona bakıyormuş. Başı ile takip etme mesafesi bitince, geri dönüp dikkatlice yine bakmış. Abdest alan oğlu Ömer Hafız’mış.

Doğruca Hacı Faik Efendinin evine gitmiş. Bir taraftan da; Faik Efendi hakkında içinden geçirdiği düşünceden, mahcubiyet duyuyormuş. Faik efendiye; oğlunun abdest aldığını, saclarını kestirdiğini, namaza gitmeye hazırlık yaptığını söyleyecekmiş.

Eve gidince Faik Efendi, Süleyman emmiyi ayakta karşılamış. Daha o bir şey söylemeden “ Süleyman efendi önemli olan, suyun mecrasına akmasıydı. Gözün aydın olsun. Oğlun eski haline döndü.” Demiş. Karşıdaki âlim olunca, ona söze ne gerek var. Rabbim sevdiği kullarının kalbine, ilham veriyor. Süleyman emmi; yetiştirdiği oğlunun güzel günlerini gördü. Oğlu müftü oldu. Müftülük yaptığı yerlerde, çok güzel hizmetler yaptı.

Bu hatırayı; yaşadığımız toplumda, çocukları hakkında endişe duyan insanlara anlatırım. Önemli olan çocuklarımızı, helal lokma ile büyütmemiz, onlara inancını, Allah ve Peygamber sevgisini verebilmemizdir. Sonra da söylediklerimizi kendimizin yaşamasıdır.

Bizim çocuklarımızda, anne babasının gösterdiği yolda yürüyecek, onların istediği gibi insan olacaktır.

“ TARLAYA NE EKERSEK, GÜZ GELİNCE ONU BİÇECEĞİMİZİ UNUTMAYALIM.”

Mustafa yolcu

8 Mart 2017 Çarşamba

İBRAHİM KARAMEMİŞ

İBRAHİM KARAMEMİŞ

 

6.3.2015 Tarihinde mide kanseri nedeni ile kaybettiğimiz, İskilipin- Çorumun aşığı bir hemşerimiz vardı. 

İlkokulu İskilip’te Sakarya İlkokulunda, Ortaokulu İskilip’te, Kayseri’de Yapı Meslek Lisesinde okudu. Meslek hayatına İskilip Belediyesinde başladıktan sonra, Türk Telekom’da İnşaat dairesinde devam ederek emekli oldu. 

Resim çekme işine ne zaman, nasıl başladığını bilmiyorum ama İskilip ve Çorumluların ne zaman toplantısı olsa, fotoğraf makinası ile orda olur, çektiği fotoğrafları da tab ettirerek karşılık beklemeden dağıtırdı.

İskilip’te ziyaret için Hacı Karani mezarlığına gittiğimizde, eski mezar taşlarının fotoğrafını çekerek, arşivine koymuştu. Bu fotoğrafların incelenerek, üzerindeki yazıların okunması ve resimle birlikte kayıt altına alınması halinde, bu mezarlıkta yatan unuttuklarımızın hatırlanması ve İskilip’e ait bilgi dağarcığımızın büyümesi söz konusu olacaktır. 

Keçiören Kuyu başında kira da oturuyordu. Çektiği fotoğraflarımızı bize para almadan dağıtırken üzülür-“ İbrahim, para almadan dağıttığın bu fotoğrafların parası ile kendine daire satın alırdın.” Derdim. 

Yaşadığı  olumsuz olaylar karşısında sinirlenmez, hakkımızda hayırlısı olsun derdi. Adeta sinirleri çekilmiş gibiydi. İskilip Belediyesine  verdiği, iskilip ile ilgili kitapların üçreti konusunda karışıklık olmuş, mevcut başkan dahil üç başkanın döneminde kitapların parasını alamamıştı. Emekli maaşı ile geçindiği için, alamadığı bu para için üzüntü duyardı.

Ankara’ da Afyonlular Derneğinin toplantılarına, genel kurul toplantılarına katılır, dernek yetkilileri emeğinin karşılığını aksatmadan öderlerdi. Bu girişkenliği ile bir çok siyasetçiyi tanırdı ama işsiz oğluna  iş bulamamıştı. Oğluna niye  iş talebinde bulunmuyorsun dediğimde -” Allah’ın kulundan bir şey istemek zor oluyor.” Derdi.

Öğretmen Rıfat ARINCININ ( 1. Cihan Harbine katılarak birçok cephelerde Savaşmıştır.) 1930 lu yıllarda çekmiş olduğu Çorum ve ilçelerine ait fotoğrafları,  oğlu Prf. Dr. Kaplan Arıncı’dan alarak,  Çorumlulara İbrahim Karamemiş kazandırmıştı.  Bu fotoğraflarda Çorumda hiç görülmemiş fotoğraflar var. Çorumda eskiden desenli toprak çömlekçiliğinin yapıldığını bilen var mı? Çömlekçinin imalathanesinin fotoğrafları, Selçuklu eseri olup yıkılmış camilerilerin fotoğrafı’da var.  Bu fotoğrafların sergilenerek, Çorumlu hemşerilerimize gösterilmesinde yarar var. 

İbrahim kardeşimizin İsminin, kültür etkinliklerine yakın bir sokağa verilmesi, adının unutulmaması açısından elzemdir.  Bu yeni İbrahim Karamemişlerin topluma kazandırılmasına vesile olur.

Yılların ürünü olan arşivlerininde  korunması ve sergilenmesi gerekmektedir.  İskilip’in Sesi ile memleket gazetesinin bütün nüshaları ciltlenmiş olarak   İbrahimin arşivinde bulunmaktadır. En önemlisi ’de çektiği bütün fotoğrafların mikro filmini evinde saklıyordu. İskilip ve Çorumlular bu filim karelerinde kendilerini bulabilirler.

Allahın rahmetine kavuşmuş olan Karamemiş kardeşimizin ismini ve yaptıklarını sonuna kadar  yaşatalım. Böyle insanlar toplumda nadir çıkıyor. Hizmetlerini para pul gözetmeden,  Allah rızası ve memleket sevgisi ile yaptı. Kıt imkânlarına rağmen cebinden para harcadı.

İbrahim Karamemiş kardeşimizi unutmayalım, unutturmayalım. O üzerine düşeni fazlası ile yaparak, gerçek dünyasında Mevla’sına kavuştu. Arkasından duamızı eksik etmeyelim.

Mustafa Yolcu