18 Ekim 2013 Cuma

TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 14 İSKİLİPLİ MEHMET


TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 14 

ÖLÜMDEN SONRA DA VAZİFEYE DEVAM EDEN
İSKİLİPLİ MEHMET
 
Oltu’nun Tuzla bölgesindeyiz. Ermeni harekâtı bütün hızı ile devam ediyor. 7.5-15'lik kudretli müstakil bir dağ top takımı kumandanıyım. Gözetleme yerini bir tepenin hâkim kabarıklığına kurmuştuk. İlerde, muharebe eden piyademizi destekliyorduk. Cephe boydan boya gözetimimiz altındaydı. Top mevzileri ile aramızda, İskilipli Mehmet’in kurduğu sağlam bir telefon irtibatı vardı. Cephanemiz az, fakat hünerimiz çoktu. Boşa mermi atmanın, telâfisi imkansız bir israf olduğunu biliyorduk. Telâşsız bir sükûnetle iyi tercih yapıyor, her atımda mutlaka bir düşman makineli tüfeğini susturuyor, bir düşman topluluğunu toz, duman bulutu içinde toprağa gömüyor, bir düşman siperini çökertiyorduk. Mermilerimiz birer belâ yıldırımıydı.

Zevkli muharebe yapıyor ve düşmanı hakikaten hırpalıyorduk. Namlularımızı her çevirdiğimiz yerde, bir panikleme meydana geliyordu. Bu esnada düşman kendisine bu kadar zarar veren topçu bataryamızı susturmaya karar vermiş olacak ki, kendi bataryalarını üzerimize çevirdiler. İlk grup mermileri gözetleme mevziimizin yakınında patladı. Mukabelede gecikmeyecektik. Fakat gözetleme yeri ile top mevziilerimizin arasında gürleyen ikinci gurup, telefon hattımızı kopardı. Gözcü ile İrtibatımız kesildi. Gürültü arasında İskilipli Mehmet'in sesini duydum:

— Hat koptu kumandanım.
— Haydi, Mehmet, koş da ekle şunu!

İskilipli Mehmet, alet çantasını kaptı. Telefon hattını takiben fırladı. Bu hal bizim için mecburi bir ateş fasılası idi. Dürbünümü ateşin geldiği tarafa çevirdim. Tam karşımızdaki tepede bir topluluk vardı ve bu düşman topçusunun gözetlemesi olabilirdi. Mesafeyi, yan ve yükseklik açısını ölçtürdüm. Hesaplarımızı yaptık. Hat bağlanır bağlanmaz, ateş açacak şekilde hazırlandık. Çok geçmeden mikrofonu elinde tutan er haykırdı:

— Hat tamam, yol açıldı kumandanım.

Ahizeyi aldım ve sordum. Top mevzileri, düşman ateşinden etkilenmemişti. Süratle dağıtımı yaptırdım ve ateşe geçirdim. Mermilerimiz şaşmadan düşman topluluğunun üzerine oturdu ve topçu ateşi de kesildi. Demek ki tahminde yanılmamıştık. Toprağa gömdüğümüz düşman gözetlemesi idi.

Piyademiz ilerliyordu. Bir an geldi, cephe değiştirmek zorunda kaldık. Gerekli emirleri verdim. Aradan uzun süre geçmiş olmasına rağmen, İskilipli Mehmet dönmemişti. Hat tamir edilmişti. Elbette ki dönmemenin kötü bir manası vardı. İçimi bir endişe kapladı. Yanıma iki er alarak hattı takiben geriye, top mevzilerine doğru yürüdüm.

Bir müddet sonra kan izlerine tesadüf ettik. İlerledikçe serpinti çoğalıyordu. Endişem büsbütün arttı. Üzüntülü bir heyecanla koştuk. Yüz metre kadar ilerde Mehmet'i telefon hattında amut bir vaziyette yatarken bulduk. Sırtına bir mermi  girmişti. Şehâdetin şerbetini içmiş, gözlerini ebediyen yummuştu. Şüphesiz bu hal muharebe meydanları için olağandı. Hepimiz aynı yolun yolcusuyduk.
Fakat gözlerimizin önündeki şehâdet sahnesi bu değildi. Kahramanlıktan daha üstün, fedakarlıktan daha yüce, beşer gücüyle ölçülmesine imkan olmayan bir yücelik manzarasıydı bu...

Anlaşılıyordu ki Mehmet, yüz metre kadar geride mermi yemişti. Yarası ağırdı. Tecrübeli bir asker olarak biliyordu ki kurtulmayacaktı. Bir kaç dakikalık ömrü kalmıştı. Bir çalının dibine kıvrılsa, toplarının sükûtu devam edecekti. Vazife yapılmayacak, intikamı alınmayacaktı. Bu düşünceyle iradesi şahlanmış, bütün gayretini toplamıştı. Mübarek kanını akıta akıta, hattın boyunu takip etmiş kopan telefon kablosunun yerini bulmuştu. Vakit geçirmeye gelmezdi. Çakısını çıkarıp yavaşça uzatmıştı, hattın iki ucundaki kauçuğu güçlükle sıyırmıştı.

Damarlarından boşalan kan dermanını da birlikte götürüyordu. Guruba varan güneş gibi idi. Gücünün sonuna gelmişti. Düğümü atacak kudreti kalmamıştı. Son bir gayretle, iki çıplak ucu üst üste koymuş ve dişlerinin arasına sıkıştırmıştı. Fakat ölümün rehaveti belki başını kaydırır, hattı dişlerinin arasından düşürebilirdi. Bu tehlikeyi önlemek lazımdı. Son bir gayret hamlesiyle, elleri ile toprağı kazıyarak bir çukur açmış, çenesini bu çukura yerleştirmiş ve vazifesini yapmış insanların huzuru içinde “Hakk'ın rahmetine kavuşmuştu.”

Fuat Albay buğulanan gözlerini yumdu. Titreyen sesi boğazında düğümlendi. Hepimiz ağır bir yük altında ezilmiş gibiydik. Şuurumuz durmuştu. Gördüğümüz olayı izah edebilecek, sözlükte kelime yoktu. Kahramanlık, fedakarlık, vazife… Hepsi yaşayanlar içindi. Yaşanılan müddetçe yapılan şeylerdi bunlar.

Fakat bu “ÖLÜMDEN SONRA DA VAZİFEYE DEVAM’’ gibi görülmemiş, duyulmamış bir üstünlüktü. Evet, Cihan tarihi bu konuda ilk olarak karşısında Türk’ü buldu. Bu Türk, ihtiyar tarihten daha yaşlı olduğuna delildir. Milletimiz, ölümden sonrada vazifesine devam eden kahramanlar yetiştiren bir millettir. Artık inanıyorum bir gün belki tarih susacak, fakat İskilipli Mehmet yaşamaya devam edecektir…

“ Bu menkıbe Askere Din Kitabından alınmıştır.” 

myolcu@ttmail.com

9 Ekim 2013 Çarşamba

TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 13 YÜZBAŞI AGAH


TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 13 

YÜZBAŞI AGÂH 

26 Ağustos 1922; düşmanın kuvvetli tahkim ve altı ayda zapt edilemez dediği, Afyon mevziini, kahraman ordumuz ve onun mütevazı mensupları, bütün matematik hesapları alt üst ederek, bir günde ele geçirmişlerdi. Bu gün; hiçbir muharebede görülmeyen orantısızlık altında fakat manen, eşi bulunmaz bir varlık olan ordumuz, tarihin en büyük ve kesinlikle ortadan kaldırma savaşına başlamış bulunuyordu. 

26 Ağustos sabahı; Türk toplarının engin gümlemeleri arasında, gücünün son haddine, kanının son damlasına kadar zafer için yemin etmiş alaylarımız , düşmanın şiddetli mukavemetine ve kesif ateşlerine rağmen hedeflerine devamlı ilerliyorlardı.   

36. Alay; Büyük kalecik kuzeyinden kurt kaya tepesi gerilerine saldırı emri verilmişti. Alaya mensup 2. Tabur, düşman ateşinin en tesirli olduğu bir bölgede önce dik yamaçlardan inecek ve ondan sonra saldırıya geçecekti.

6. Bölüğün arazisi daha kötü idi. Taşlık, dik ve açıktı. Buradan ilerlemek çok kayıp’a sebep olurdu. Yüzbaşı Agâh gözü gibi sevdiği bölüğünden, bir tek erinin burnunun sebepsiz kanamasına tahammül edemezdi. O; bütün kuvveti ile düşmana sokuluncaya kadar, Mehmetlerin üzerinde kanadını germiş bir kartal; fakat düşmanla boğazlaşmaya başlayınca, son erine kadar bölüğünü kıskanmayan ve o zaman; yalnız aldığı vazifeyi düşünen bir askerdi. 

Yüzbaşı, bölüğünü önce sırtın gerisinde hazırladı. Sonra iki takımın avcı kolunu sokarak dereye koşmalarını emretti. Takımlar harekete geçtiler, düşman ateşinin çoğunu tepeye toplamıştı. O; bu cehennemi ateş altında, sakin, vakur, ortada bir şey yokmuş gibi ayakta, takımının hareketini takip ediyordu. Arada sırada, başçavuş!  Sağdaki merkezden, Hasan Çavuş! Geri kaldın diyerek         

Yanlış hareketlere müdahale ediyor ve düzeltiyordu. Düşmanın gittikçe şiddetlenen ateşi altında; bir tek erinin burnunu kanatmadan hareketlerine devam eden bölük, onun kahraman Yüzbaşısını gören Alay komutanı bile, bu kahramanı seyre daldı. Alay komutanı, Agâh’ı çok iyi tanırdı.  O; bölüğüyle aldığı bu vazifeyi en mükemmel şekilde başaran bir yiğitti. Canını sakınmaz, bölüğü için titrer, itaatkâr, kadirşinas, üstlerine karşı hürmetkâr, inancına bağlı idi.  

 Bölük zayiatsız ateş hattına girmişti. Tabur komutanı Agâh’ın yanına gelmiş, son emirlerini veriyordu. O; sağanak gibi yağan düşman ateşinden komutanını korumak için önüne geçmiş, vücudu ile ona siper oluyordu.

Binbaşı, bu fedakâr subayına gülümsedi ve “ Agâh senin vücudun bu memleket için benden daha kıymetlidir yavrum. Yanıma gel.” Dedi. Agâh kıpkırmızı olmuştu. Saldırı başlamıştı. 

Mehmetler kurulmuş saat düzeniyle, saldırıya devam ediyorlardı. Düşman, gittikçe artan bir şiddetle, ilerleyen birliklerimiz üzerinde ateşlerini topluyor ve birliklerimize çok zayiat verdiriyordu. Akşama kadar devam eden muharebede bir netice alınamadığından Alay komutanı saldırıyı kesmeye ve 27- 28 gecesi tepeyi baskınla ele geçirmeye karar verdi. Derhal tertibat alınıyor, Yüzbaşı Agâh’ın bölüğü ihtiyatta, bölük 26 Ağustosta hareketlerden çok yorulmuştu. Dinlenmeye ihtiyacı vardı. Vakit gece yarısı, Alayda hummalı bir faaliyet var. Agâh soruyor;
-    Ne var?
-    Tepeyi baskınla ele geçireceğiz. 

Agah, sapsarı oluyor ve hemen koşuyor, haritasına eğilmiş dalgın, yapılacak hareketi düşünmekte olan Alay komutanının karşısına dikiliyor ve
-    Komutanım, baskına bölüğümle katılmayı ricaya geldim.
Alay komutanı başını kaldırdı, karşısındaki bölüğün kahraman subayı Agâhtı.
-    Fakat senin bölük dünkü taarruzda epey kayıp verdi Agâh.
-    Komutanım, iki senedir bu günleri görmek için çarpıştık. Eğer; bu yolda, bölüğümle, bu şerefli vazife için ölmek alnımıza yazılmışsa bu; benim ve bölüğüm için ne mutlu, rica ediyorum, bizi bu şereften mahrum etmeyin.

Alay komutanı düşündü, bu yiğidi alıkoymak onu zillete mahkûm etmek demekti.
-    “Peki, Agâh taburuna katıl.”

Agâh, sevincinden çılgına dönmüştü. Komutanına teşekkür etti. Derhal bölüğüne müjdeyi vermeye gitti.  

Bir saat sonra, karanlıkta, sessiz ilerleyen Mehmet’ler başlarında kahraman komutanları, mevziiye yaklaşıyorlardı. Düşman durmadan ateş ediyor; hedef seçmeden, rastgele ateş ediyorlardı. Bu sırada serseri bir kurşun’da bu yiğitin kalçasına çarptı. Yaralandığını anlamıştı, fakat hissettirmedi, sarsılmadı, yarasını sarmak ihtiyacı duymadı, sadece biraz topalladı, işte o kadar. Bölük yerleşmiş, yüzbaşı emirlerini vermişti. Hücuma bir saatten fazla zaman vardı. Bir kayanın dibine çöktü, yarasını sardı, habercisine sessizce, hasan; Başçavuşu çağır. Dedi. 

Birkaç dakika sonra sürünen bir gölge başçavuşun sesi “buyur komutanım?” diyen ses duyuldu.
-Mustafa, yanına üç er al, düşmanın tel örgülerini kes!
- Başüstüne komutanım.

Mustafa fırladı, birkaç dakika sonra tepeye doğru sürünen birkaç gölge ve arkasından düşmanın şiddetli ateşi başladı. Agâh, vazifenin yapılacağından emindi.
Mustafa döndü; “ her şey hazır yüzbaşım.” Dedi.

Saat 4.30; hücum başlıyor, bölük sessizce ilerliyor. Ateş yasak, süngü ile savaşılacaktı. Düşmana 30- 40 metre kalmıştı. Yaralı aslan bacağını sürçmeden, akan kana bakmadan ilerliyor. Gittikçe yaklaşıyorlar; birden yüzlerce bombanın gümbürtüsü ve arkasından bir çığın devrilmesi gibi yüzlerce Mehmet düşman siperlerine saldırdı.  

Sabahın alaca karanlığında tepelere akseden, Allah, Allah sesleri ve süngü şakırtıları arasında muzaffer bölük, Kurt kaya’yı almıştı. 

Başçavuş Mustafa, bir düşman erinden aldığı bomba tüfeğinin hunisine işaret fişeği koyuyor ve henüz açılmaya başlayan karanlıklar içinde; kahraman bölük, zaferini bütün tümene ilan ediyordu. 

Düşman perişan kaçıyor, yüzbaşı halen ayakta, hiçbir şeyi yokmuş gibi bölüğe yeni tertipler aldırıyordu. Erler farkına varamadılar. Başçavuş sokulacak gibi oldu, yüzbaşı derhal; Mustafa yaralıları geriye taşıttır, bölüğün bu sadık yılmaz çavuşu, gözü arka da aldığı vazifeye doğru koştu. Onlar, onu; Nasuhçal’da da görmüşlerdi. Aldığı iki yara ile ne sargı yerine gitti ve nede ah! Dedi. Cebindeki sargı paketini çıkardı. Sadık çavuşu çağırdı ve sar şu kolumu, derken diğer koluyla ateşe devam ediyordu.
Birden yüzbaşının gür sesi duyuldu: Takip! 

İleri fırladı ve yamaçtan yuvarlanırcasına koşmaya başladı. Sabah olmuştu. Kaçan düşman tutunamıyordu. Canını kurtarmak için bütün ateşini Kurt kayaya topluyordu. Bu sıra da bölüğün önünde patlayan bir mermi ve arkasından Yüzbaşının sendelediği görüldü. Bir eliyle ileri işaretini verirken önce çöktü. Kanlı yüzünü bölüğe çevirdi ve tek söz söylemeden alayın bu kahraman evladı, gözlerini ebediyen hayata kapadı.  

Bölük durmadı, bir sel gibi akarken bir tufan oldu. İNTİKAM, Yüzbaşılarının açtığı zafer yolunda intikam için; daima batıya doğru takibe devam etti. 

ŞEHİTLERİN GAZİLERİN RUHUNA FATİHA.    

myolcu@ttmail.com

 

 

28 Eylül 2013 Cumartesi

TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 12

TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 12
İkinci Kanal Harekâtı: Osmanlı İmparatorluğu'nun 1. Dünya Savaşı'nın Sina ve Filistin Cephesi sırasında, Süveyş Kanalı'na düzenlediği ikinci harekâttır. Harekâtın amacı İngilizleri Mısır'da tutarak, Batı Cephesi'ne kuvvet göndermelerini engellemek ve mümkün olursa Mısır'ı kurtarmaktı. Eğer kanal geçilebilirse, Mısırlı yurtseverlerin Osmanlı ordusunun yanında, İngilizlere karşı ayaklanacağı umuluyordu. Harekât, 4. Ordu komutanı ve Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın komutasında gerçekleşti.”

MEHMET’İN İZZETİ NEFSİ
331 Senesinde, ikinci kanal seferini yapan 3. Tümenin 31. Alayı, Elkatıyye civarında düşmanla zaman zaman leh ve aleyhte sonuçlanan muharebe yapmıştı. Bu muharebelerin sonuncusunda tümenin 31. ve 32. Alayları bir birinden uzağa düşmüş ve aralarına girmeyi başaran düşman birlikleri 32. Alayı kuşatmaya başlamışlardı. 31. Alay, en soldaki bir bölüğünü düşman birlikleri üzerine göndererek, 32. Alaya yardım etmek istemişti. Açılıp tesire başlayan bölük, filhakika 31. Alaya doğru ilerleyen düşmanı durdurmuş ve bir kısmını da üzerine çekmeye muvaffak olmuştu.

Bu muharebeler sırasında araziden istifade ederek, bölüğün yanına ve yakınına kadar sokulmuş olan iki düşman makineli tüfeğini susturmak ve mürettebatını esir almak için bölük komutanı, sağ kanadındaki takımını hücuma kaldırmak istedi. Bu takıma mensup Mehmet isminde bir erin, düşmana saldırması için verilen emire rağmen yerinden kımıldamadığı görülünce, bölük komutanı onun yanına kadar giderek onu ileri sevk etti.
Mehmet, ne olduğunu ve neden böyle yaptığını bilmiyor, şaşkınlık geçirdiğini söylüyordu.
Muharebe bitmişti. Bölük komutanı bölükte, başka erlerin bu şekilde hareketini önlemek için, Mehmet’i bölük önünde utandırdı. Mehmet mayası bozuk bir insan değildi. O gün nasılsa bir şaşkınlığa uğramıştı.

Bu olayın üzerinden günler geçmişti. Her iki taraf’da sükûnet vardı. Fakat Mehmet’te, bu sükûnetten dolayı huzursuzluk vardı. Ara sıra çıkan keşif kollarına katılamadığından dolayı, derin bir azap içinde bulunuyordu. Arkadaşları adeta ona küskün, hiç kimse onunla bir iki kelimeden fazla konuşmuyordu. Mehmet bunların hiçbirine aldırmıyordu. O, canı gibi sevdiği bölük komutanının yakınlık duymasını istiyordu. Uzun süren bu duraklama anlarında Mehmet günlerce kendini affettirmek dileğiyle, bölük komutanının çadırı etrafında dolaştı. O, korkak olmadığını anlatmak, taşıdığı kanın Türk kanı olduğunu ispat etmek istiyordu. Sonra köyüne hangi yüzle döner; Ağanın Mehmet’i muharebe de korkmuş diyecekler.

Nihayet günlerce süren bekleme den sonra, Mehmet bu fırsatı buldu. 32. Alay Telrafa mevkiinde, düşmanın üstün kuvvetleri ile karşılaşarak muharebeye girişti. Mehmet’in mensup olduğu bölük, alayın en önemli tepesini savunuyordu. Düşman birbirini takip eden insan dalgalarına, havadan ve karadan yaptığı cehennemi ateşlere rağmen; siperlerinde başarılı olmak gayreti ile erlerimizin mukavemeti kırılmıyordu. Bu uçsuz bucaksız kum deryasında, ardı arası kesilmeyen bütün hücumları, kendilerine zayiat verilerek geri püskürtülüyordu. Üstün kuvvetlerine rağmen, başarılı olamayan düşman; bir gün hazırlandıktan sonra, daha kuvvetli, piyade ve hava kuvvetleri ile tekrar saldırıya geçti. Alayın tuttuğu mevzi bir cehenneme dönmüştü. Bilhassa Mehmet’in içinde olduğu bölüğün tuttuğu tepe, bir volkan gibi yanıyordu. Onbeş’lik mermilerin patlaması neticesinde, siperler alt üst oluyordu. Buna rağmen toprağa gömülen Mehmet’ler; yarı cansız çıkarıldıkları siperler içinde bitkin vücutları ile sürünerek, bir tümsek arkasına siniyor ve yine düşmana ölüm saçıyorlardı.

Bölük komutanı, bu cehennemi andırır ateş sağanağı altında bezginlik getirmeden kendisine doğru koşan bir eri gördü. Er ara sıra tepede patlayan onbeşlik mermilerin patlamasından yuvarlanıyor, biraz sonra kalkıyor ve tekrar koşuyordu.

Yüzbaşı, bu tedbirsiz erini azarlamak için hazırlanmıştı ki birden Mehmet’i karşısında gördü. Takım komutanından haber getirmişti. Mehmet komutanına haberi söylerken kabahat işlemiş bir insan tavrıyla sol kolunu gizlemeye çalışıyordu.

- “Ne o, yaralısın galiba Mehmet? “
- “ Hayır, komutanım, haberi getirirken düştüm de.”
Mehmet, geriye sargı yerine götürülmesinden korkmuştu ve bunun için yarasını bölük komutanından saklamıştı.

Yüzbaşı Mehmet’in ruhunu biliyordu. Onu azarladığı zaman bile içi parçalanarak, bu kahraman yavrusuna bölüğün düzeni için korkak demişti. Yaralı olduğunu biliyordu. Fakat Mehmet geriye gitmeyecekti. Evvelce bölüğe kötü bir misal olarak gösterdiği Mehmet’i şimdi yanında alıkoymuştu.

Düşman, ara vermeden saldırılarına devam ediyor, saldırılarını şiddetlendiriyor ve mutlaka galip olmak için, ne lazımsa her şeyi yapıyordu. Fakat her defasında düşmanın azmi ve iradesi; bu kum tepeleri gerisinde savaşan sessiz, gösterişsiz kahramanlar önünde duruyor, eriyor ve kırılıyordu.

Mehmet sabahtan beri kızgın çöl güneşinin kavurduğu tepede, bir dakika dinlenmeden, bir yudum su içmeden, yaralı koluna rağmen aslanlar gibi savaşıyordu. Her attığını boş geçirmiyor, yorulan arkadaşlarının yardımına da yetişiyordu. Arkadaşlarının önceden, korkak diye yüz vermedikleri Mehmet; şimdi bölüğün yiğit Mehmet’i olmuştu. Hatta birkaç kişi aldıkları yaralara rağmen, Mehmet’ten utandıklarından siperi terk etmediler.

Vakit öğle olmuştu. Düşman sabahtan beri devam eden kanlı boğuşma da yüzlerce ölüsü pahasına ele geçirmeye çalıştığı tepeye, bir adım yaklaşamamıştı. Bu tepe alınmadan alayın diğer mevzilerine girilse bile, orada tutunması güçtü. Bu sebepten tepeyi mutlaka almak maksadı ile eskisinden daha şiddetli, bütün ateş gücünü tepeye doğrulttu. Yıkılan siperler, uçan gövdeler arasında kendisine bir yol açmak maksadı ile ilerlemeye çalışan düşman, iki yüz’den fazla mevcudunun yarısını kaybeden bölük karşısında yine duralıyor ve önünde ilerleyen ateş silindirine rağmen yine saldırısı kırılıyordu.

Mehmetler, toz, duman, sıcak, susuzluk ve öldürücü ateşler altında gittikçe tükenen güçlerine rağmen direniyor ve emir almadan bir karış toprağı terk etmiyorlardı. Tepe de kaynayan bu cehennem altında, Yüzbaşının bulunduğu yerin civarında şiddetli bir patlama ve arkasından acı bir inilti duyuldu. Bir onbeşlik mermi bu civardaki siperleri süpürmüştü.

Toprak altında kalan birkaç Mehmet’in iç yakıcı sedası henüz kulaklardan silinmemişti ki, Hasan yüzbaşıma bir şey odlumu? Diyen bir ses vefakâr Mehmet’in sesi duyuldu. Yeniden aldığı yaraya rağmen ilk hatırına gelen komutanı olmuştu. Yüzbaşı, muharebenin en kızgın devresinde olmasına rağmen yerinden fırladı ve Mehmet’in bulunduğu sipere koştu. Gördüğü manzara feci idi. Mehmet, tüfeğini dizine koymuş, iki eli ile tuttuğu başından oluk gibi kan boşalıyordu. Buna rağmen yüzbaşının sesini duyunca doğrulmak ve sadem’inin tesiriyle ağırlaşan başını doğrultmak istedi. Fakat buna muvaffak olamadı. Mehmet nefsi ile mücadele ediyor ve komutanına böyle görünmüş olmaktan dolayı mahcup oluyordu. Yüzbaşı, şerefli, mert, kahraman evladının, vefakâr Mehmet’in sadakati önünde gözleri yaşardı ve onu sargı yerine göndermek için sıhhiye erlerine haber yolladı. Sipere sedyeleri ile gelen sıhhiye erleri Mehmet’i götürmek istediler. Soluk benizli dermansız Mehmet birden gürledi. Ben, ölü değilim. Yaramı sarın o kadar. Mehmet’i oradan götürmek mümkün değildi. Hatta çok sevdiği yüzbaşısının bile hatırından çıktı. Yüzbaşım, bende daha dövüşecek derman var. Dövüşeceğim dedi.

Erleri kadar kahraman ve kahramanlığa âşık olan yüzbaşı, bu yiğidin son arzusunu kıramadı. Yarası çok ağırdı. Mademki isteği böyle idi, son damla kanına kadar varsın savaşsın.

Biraz sonra Mehmet tekrar doğruldu. Tüfeğini düşmana doğru uzattı. Kolundan ve başından sızan kana rağmen ateşe devam etmek istedi. Tüfeğini doldurdu ve nişan almak için kanlı yüzünü sildi. Sönük ve fersiz gözleri ile uzağa, güneşin battığı yere doğru baktı. Fakat son kurşununu namluya sürmek için açtığı mekanizmayı kapatamadı. Mağrur başı düştü. Bir külçe gibi siperin içine yığıldı.

Mehmet, ben köyüme ne yüzle dönerim diyen Mehmet, fedakârlık, feragat ve kahramanlıkları ile tarihe gömülen ebedi MEHMETÇİKLERDEN biri olduğunu ispat etmişti.

myolcu@ttmail.com

18 Eylül 2013 Çarşamba

TARİHİN ŞEREF LEVHALARI- 11 ASTEĞMEN HAMDİ


TARİHİN ŞEREF LEVHALARI – 11 ASTEĞMEN HAMDİ
 
2. İnönü muharebesi bütün şiddetiyle devam ediyordu. İnönü mevzilerine günlerdir çarpan düşmanın saldırıları, bir kaya kadar sert duran siperlerimiz önünde eriyor, parçalanıyordu. Buna rağmen düşman kesin bir netice elde etmek için saldırılarını durmadan şiddetlendiriyor, her gün cepheye yeni kuvvetler sürerek taarruzu tekrarlıyordu.  

Bu sıra da güneyde ( Aslıhanlılar ) civarında çok şiddetli bir muharebe başlamıştı. Düşman güney gurubumuzu kuzey gurubundan ayırmak maksadı ile devamlı güney gurubunun sağ kanadı ve gerisine saldırmak istiyor, fakat hamleleri Mehmetlerin olağanüstü gayretleriyle durduruluyordu. Düşman çok kuvvetli idi ve  gün geçtikçe cepheye yeni kuvvetler sürüyordu.  

Düşmanın birçok kez bıkmadan, usanmadan tatbik ettiği bu takdik her defasında karşılanıyor ve az sayıda olan ihtiyatlarımız da bu yüzden bağlanıp gidiyordu. 

11 Nisan 1921 günü, seçme birlik alayıyla saldırıya geçen düşman, daha açıktan dolaşarak ordunun sağ yan ve gerisini ele geçirmeye muvaffak olmuş ve durumu zora sokmuştu.
 
Bunun üzerine güney cephesi komutanı 189. Alaya, buradaki düşmana saldırarak ordunun sağ yan ve gerilerini korumak vazifesini verildi. 

12 Nisan 1921 sabahı, bütün hazırlıkları bitirmiş olan alay, gün doğmadan düşman üzerine bir çığ gibi atıldı. Fakat düşman, o kadar kuvvetli mevzilere yerleşmiş ve o kadar tesirli ateş açıyordu ki, alay bütün gayret ve fedakârlığına rağmen dümdüz olan bu arazide çok ağır ilerleyebiliyor, çok kayıp veriyordu. Alay buna rağmen düşmana 400- 500 metre yaklaşmış ve ancak bu mesafede durmak zorunda kalmıştı. Düşmanın baş kaldırtmayan cehennemi ateşi altında, hareket etmek mümkün değildi. Verilen bütün saldırı emirleri, düşmanın şiddetli ateşi altında yerine gelmiyor, Mehmetler bütün gayret ve isteklerine rağmen bir adım atamıyorlardı. 

Bu zor devrede; alayın gerilmiş olan sinirlerine, bir şimşek tesiri ile nüfus eden bir gürleme duyuldu ve bundan sonra ileri atılan bir subay” asteğmen Hamdi” görüldü. Subay çevik hareketlerle alayın 50 metre ilerisine fırladıktan sonra, coşkun bir sel gibi tutuşan ruhuyla alaya haykırdı.” Vatanını ve milletini seven benimle gelsin.” Dedi. Yıldırım hızıyla düşman üzerine atıldı. Düşman ateşi iyice şiddetlendirmiş, bir toprak yığını dahi bulunmayan bu düzlükten çok istifade etmişti. Düşmanın sağanak gibi yağan ateşi altında toprağa gömülmüş olan alayda, heyecan can haddini bulmuştu. Artık ateşi ve ölümü düşünen kimse kalmamıştı. Erler ve subaylar, alayın kahraman subayı Hamdi’nin peşine takılmış ve geçtiği yeri silindir gibi ezerek düşman mevziine girmeyi başarmıştı. 

Düşman 189. Alayın bu kahramanca saldırısı önünde direnemedi, mevzisini terk ederek çekilmeğe ve yüzlerce ölüsünü bırakarak, geldiği yere gitmeye mecbur kaldı.
 
Asteğmen Hamdi istiklal harbinin başlangıcından, Sakarya ya kadar olan bütün muharebelerde bulunmuş ve her gittiği savaşta yeni bir destan yaratarak çıkmıştır. Aslıhanlılardaki Hamdi, Nasuhçal’daki Hamdi’nin yanında sönüktür. Sakarya’daki Hamdi, ilahileşmiş bir kahramandır. O, bu savaşa inanarak katılmış ve bu savaşın bir ölüm, kalım savaşı olduğunu askerlerine anlatmıştı.  

Mehmetler düşmanın medeniliğini!.. gözleri ile görmüşlerdi. “ Köyler yakılmış, tarlalar çiğnenmiş, mal, mülk yağma edilmiş, buralarda yaşayan halkımız en hakir muameleye tabi tutulmuştu.” Onuru diğer milletlerden yüce olan Türkün, bu aşağılanmayı yaşamaktansa, ölüme razı olacağını söylemeye gerek yoktur. Mehmetler yakılan yurdunun, çiğnenen şerefinin intikamını taşıyor, her Türk “ ya istiklal- ya ölüm” meşalesiyle dolaşıyordu. 

Eskişehir- Kütahya muharebeleri sona ermişti. Burada durumun gayri müsait olması nedeniyle, tarihte eşine az rastlanır kararla, birliklerimizin Sakarya gerisine çekilmesine karar verildi. Türk ordusunun kahraman komutanları ve onun fedakâr Mehmetleri tarafından büyük bir düzenle başarılan bu hareket, bir saat hassasiyetle tatbik edilmiş ve koca stepleri aşan birliklerimiz Sakarya boyuna ulaşmışlardı.  

Sakarya; burası artık son duraktı. Sakarya kızıl akacak, her karış toprak mübarek şehit kanları ile sulanmadıkça asla terk olunmayacaktı.  

Asteğmen Hamdi, Haymana’da Taşlı tepeyi savunan bir taburla beraber bulunuyordu. Aslıhanlar kahramanı burada da büyük bir fedakârlık ve feragat la savaşıyordu. Hamdi, Taşlı tepede düşmanın yaptığı şiddetli saldırılarda kolundan ağırca yaralanmıştı. Fakat Hamdi, kolunu delen bir kurşuna aldırış bile etmedi. Kolunu sardırmaya gerek bile duymadı. Kanlar sızan koluyla takımının başında kaldı. Tabur komutanının önce ısrarına sonra ricasına rağmen geriye gitmedi. 

30 Ağustos günü; düşman aç bir kurt gibi ve gerisinde sıraladığı yüzlerce topun desteğine güvenerek tekrar hücuma geçti. Bu sırada taşlı tepenin kuzeyinde bulunan kıtalarımız çekilmiş ve Taşlı tepeyi tutan taburunda sağ yanı tehdit olunmaya başlamıştı. Durum tehlikeli idi. Bu sırada Hamdi kahraman tavrıyla yine ortaya çıktı. Yaralı koluna rağmen siperden, sipere atlıyor, yardım gereken yere yıldırım hızıyla yetişiyor, orayı düzelttikten sonra başka yere koşuyordu. Hamdi yaralanan bir Mehmet’in elinden tüfeğini alarak boş kalan yerini doldurmaya, böylece vücuduyla, ruhuyla, bütün varlığıyla takıma örnek ve destek olmaya çalışıyordu. Hamdi siperden sipere atlarken hain bir kurşun ikinci defa olarak onu bulmuş, göğsünden ağırca yaralanmıştı. 

Hamdi buna da aldırmadı. O yine ayakta, yine aynı ruh ve heyecanla ilerlemek isteyen düşmana darbeler indirmekle meşguldü. Geriye gitmedi. “ Son damla kanıma, son gücüme kadar çarpışacağım.” Diyerek takımını, kahraman Mehmetleri terk etmedi. 

Düşman taarruzunu gittikçe artırıyordu. Durmadan takviye alıyor, her defasında kırılan taarruzunu yeniden tekrarlamaya imkân buluyordu. Artık düşmanı bir mucize durdurabilirdi. Taburun bütün gayret ve fedakârlığı, birbirini takip eden dalgalar halinde ilerleyen düşmanı durdurmaya kâfi gelmedi ve düşman,  bir yılan soğukluğuyla mevzilerimize kadar yaklaşabildi. Düşman bu sırada yorgun ve bitkin bir durumda, yaklaştığı siperlerimize hücum için çalışıyordu. Biraz önce bir cehennem olan tepeyi, şimdi derin ve korkunç bir sükûnet kaplamıştı. Yakın birliklerden duyulan tüfek, makineli tüfek ve top sesleri olmasa burada bir muharebenin cereyan ettiğine kimse inanmazdı. Düşman; dakikalar geçtiği halde halen hücuma kalkmıyordu. Bu sırada takımına süngü taktırmış ve bombalarını hazırlatmış bulunan Hamdi- “ Bu tepeyi onlara veya bize mezar yapacağım.”                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                         Diyerek, onların hücumunu beklemeden bir aslan heybetiyle düşman üzerine atıldı. Bir avuç Mehmet’in saldırışı, esasen maneviyatı bozulmuş düşmana şok tesiri yaptı. Önce şaşıran düşman, biraz sonra çakal sürüsü gibi geldikleri mevzilerine kaçmaya başladılar. Fakat bu sırada üçüncü bir kurşun Hamdi’yi,  bu kahraman Türk subayını, artık kımıldayamayacak hale sokmuştu. O yine geri gitmedi. Kendisini kuytu bir yere götüren erlerine “ Arkadaşlarım. Bu tepeyi muhafaza ve müdafaa edeceğinize eminim. Şehit olursam beni bu tepeye gömün ve hepiniz hakkınızı helal edin.” Dedikten sonra; Allahın mağfiretine eren Hamdi’nin ruhu Sakarya şehitlerinin ruhuna kavuşurken; takımının fedakar evlatları bu kır ve taşlıklı tepede ona mütevazı bir mezar hazırlamış ve bütün sevdiklerinin göz yaşları arasında onun son arzusunu yerine getirmişlerdi.  

myolcu@ttmail.com